https://www.youtube.com/shorts/uWQqgzyeQQI
HİCRİ YILBAŞI
Hicri Yılbaşı
Müslümanlar için bir dönüm noktası olan hicret, tarihte yeni bir sayfa açmıştır. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicretin gerçekleştiği gün, Hz. Ali’nin teklifiyle hicrî takvimin başlangıcı sayılmıştır. O günden itibaren de İslam âleminde 1 Muharrem hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul görmüştür.
Müslümanlar için bir milat olan hicret; Allah’a ve O’nun Kutlu Elçisi Rahmet Peygamberine gönülden bağlılığın bir ifadesi; hakka, hakikate, ilme, irfana ve medeniyete yapılan yolculuktur.
Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsü; Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır. Öyle ki tebliğ hicreti doğurmuş, hicret ise tebliği yoğurmuştur. Kısaca hicret Müslümanlar için bir milattır.
Hicret, Allah yolunda fedakârlığın, yardımlaşmanın kardeşliğin zirvesidir..
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
8 Ağustos 2024 Perşembe
YENİ HİCRİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN
https://www.youtube.com/shorts/xnQ_7dJnZgI
YENİ HİCRİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN
01 Muharrem 1446 Hicrî yılbaşımızı; 07 Temmuz 2024 Pazar günü idrak ediyoruz...
Muharrem ayı, Recep, Zilkade ve Zilhicce ayları ile beraber Kur’an-ı Kerimde kıymet verilen 4 haram aydan biri olup; Hicri takvim; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in İslamı tebliğ ve irşada devam edebilmek için Miladi 622 yılı Safer ayının 26. günü doğduğu şehir Mekke'den ayrılıp, Rebi'ül-evvel ayının 12. günü ensar diyarı Medine’ye vuslatını ifade eden "Hicret'i" esas alır ve Kamerî ayların ilki olan Muharrem ayı ile başlar...
Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutmak tavsiye edildiği gibi; 10 Muharrem "Aşure" günü ve orucu (en azından Muharrem ayının 9-10 veya 10-11. günleri şeklinde 2 gün oruç) özel bir önemi haiz olup; bir hadis-i şerifte de; "Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur" buyurulmuştur.
Diğer taraftan 10 Muharrem şairin;
"Sanma ol sürh-i seher mihr-i felekdir görünen,
Her şafak hún-i Hüseyn ile güneş kan ağlar"
(Sanmaki sabah kızıllığında gökteki güneştir o görünen,
Her şafak vakti Hz. Hüseyin'in katledilmesi sebebi ile güneş kan ağlar.) beytinde ifadesini bulduğu üzere; Sevgili Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin efendimizin şehit edildiği, Ümmet-i Muhammed'in onulmaz yürek yarası, Kerbela Vakasının (Hicrî; 10 Muharrem 61, Milâdî; 10 Ekim 680) ) sene-i devriyesidir.
Bu vesileyle; başta Kerbela ve Gazze şehitleri olmak üzere tüm şehitlerimize ve cümle geçmişlerimize Allah'tan (cc) rahmet diler, Muharrem ayı ve 10 Muharrem Aşure günü ile birlikte Hicri 1446 yılımızın, aziz milletimiz, tüm İslam alemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını niyaz ederiz.
YENİ HİCRİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN
01 Muharrem 1446 Hicrî yılbaşımızı; 07 Temmuz 2024 Pazar günü idrak ediyoruz...
Muharrem ayı, Recep, Zilkade ve Zilhicce ayları ile beraber Kur’an-ı Kerimde kıymet verilen 4 haram aydan biri olup; Hicri takvim; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)'in İslamı tebliğ ve irşada devam edebilmek için Miladi 622 yılı Safer ayının 26. günü doğduğu şehir Mekke'den ayrılıp, Rebi'ül-evvel ayının 12. günü ensar diyarı Medine’ye vuslatını ifade eden "Hicret'i" esas alır ve Kamerî ayların ilki olan Muharrem ayı ile başlar...
Zilhiccenin son günü ve Muharremin birinci günü oruç tutmak tavsiye edildiği gibi; 10 Muharrem "Aşure" günü ve orucu (en azından Muharrem ayının 9-10 veya 10-11. günleri şeklinde 2 gün oruç) özel bir önemi haiz olup; bir hadis-i şerifte de; "Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur" buyurulmuştur.
Diğer taraftan 10 Muharrem şairin;
"Sanma ol sürh-i seher mihr-i felekdir görünen,
Her şafak hún-i Hüseyn ile güneş kan ağlar"
(Sanmaki sabah kızıllığında gökteki güneştir o görünen,
Her şafak vakti Hz. Hüseyin'in katledilmesi sebebi ile güneş kan ağlar.) beytinde ifadesini bulduğu üzere; Sevgili Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin efendimizin şehit edildiği, Ümmet-i Muhammed'in onulmaz yürek yarası, Kerbela Vakasının (Hicrî; 10 Muharrem 61, Milâdî; 10 Ekim 680) ) sene-i devriyesidir.
Bu vesileyle; başta Kerbela ve Gazze şehitleri olmak üzere tüm şehitlerimize ve cümle geçmişlerimize Allah'tan (cc) rahmet diler, Muharrem ayı ve 10 Muharrem Aşure günü ile birlikte Hicri 1446 yılımızın, aziz milletimiz, tüm İslam alemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını niyaz ederiz.
SENENİN BİRİNCİ GÜNÜ (1 MUHARREM) OKUNACAK DUÂ
https://www.youtube.com/live/nLfYwPyY5lc
SENENİN BİRİNCİ GÜNÜ (1 MUHARREM) OKUNACAK DUÂ
Senenin birinci gününde üç defa okunacaktır:
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah (c.c) Efendimiz Muhammed’e âline ve ashâbına salât u selâm eylesin! Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, Evvel’sin. Fazl u ihsânın çok yücedir. Her şeyi kaplayan ve her şeyin sığınağı olan cömertliğin çok yücedir. Yeni yıl gelmiş bulunuyor. Bu sene içinde bizi şeytandan, onun dostlarından ve ordularından korumanı istiyoruz. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyoruz. Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Allah, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline, mübarek ve temiz ashâbına salât eylesin! Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”
MUHARREM AYININ İLK ON GÜNÜNDE OKUNACAK DUÂ
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, dirisin, Kerîm’sin, Hannân’sın, Mennân’sın. Bu yeni sene içinde beni ilâhî rahmetten kovulmuş şeytandan korumanı istiyorum. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyorum. Yine Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Rahmetinle lutfeyle ey merhametlilerin en merhametlisi!”
Her kim Muharrem ayının ilk on gününde, özellikle birinci ve onuncu Aşûra günleri sabahleyin üç kere bu duâyı okursa Allah Zü’l-celâl Hazretleri’nin o kimseyi tâ gelecek senenin Muharrem ayına kada cemî’ belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı rivâyet olunmaktadır.
10 MUHARREM’DE YEDİ DEFA OKUNACAK DUÂ
Yetmiş defa:
“Allah bize yeter, O ne güzel vekîldir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır.” dedikten sonra yedi defa şu duâyı okumalıdır:
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ı mîzân dolusunca, ilimlerin nihâyet derecesiyle, râzı olacağı şekilde, Arş’ın ağırlığınca tesbih ederim. Allah’tan koruyacak hiçbir sığınak ve kurtuluş yolu yok, O’ndan yine O’na sığınılır. Çift ve tek olan şeyler adedince, Allah’ın bütün tam kelimeleri adedince O’nu tesbih ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi, rahmetinle bana selâmet vermeni istiyorum. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır. O bana yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır. Allah, mahlûkâtın en hayırlısı olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât eylesin! Âmîn!”
SENENİN BİRİNCİ GÜNÜ (1 MUHARREM) OKUNACAK DUÂ
Senenin birinci gününde üç defa okunacaktır:
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah (c.c) Efendimiz Muhammed’e âline ve ashâbına salât u selâm eylesin! Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, Evvel’sin. Fazl u ihsânın çok yücedir. Her şeyi kaplayan ve her şeyin sığınağı olan cömertliğin çok yücedir. Yeni yıl gelmiş bulunuyor. Bu sene içinde bizi şeytandan, onun dostlarından ve ordularından korumanı istiyoruz. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyoruz. Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Allah, ümmî nebî Efendimiz Muhammed’e, âline, mübarek ve temiz ashâbına salât eylesin! Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”
MUHARREM AYININ İLK ON GÜNÜNDE OKUNACAK DUÂ
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ım! Sen ebedîsin, Kadîm’sin, dirisin, Kerîm’sin, Hannân’sın, Mennân’sın. Bu yeni sene içinde beni ilâhî rahmetten kovulmuş şeytandan korumanı istiyorum. Şu dâimâ kötülüğü emreden nefse karşı yardımını istiyorum. Yine Sana yaklaştıracak şeylerle meşgul olabilmem için yardımını istiyorum, ey Celâl ve İkrâm Sâhibi olan Allah’ım! Rahmetinle lutfeyle ey merhametlilerin en merhametlisi!”
Her kim Muharrem ayının ilk on gününde, özellikle birinci ve onuncu Aşûra günleri sabahleyin üç kere bu duâyı okursa Allah Zü’l-celâl Hazretleri’nin o kimseyi tâ gelecek senenin Muharrem ayına kada cemî’ belâlardan emîn ve muhafaza buyuracağı rivâyet olunmaktadır.
10 MUHARREM’DE YEDİ DEFA OKUNACAK DUÂ
Yetmiş defa:
“Allah bize yeter, O ne güzel vekîldir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır.” dedikten sonra yedi defa şu duâyı okumalıdır:
“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Allah’ı mîzân dolusunca, ilimlerin nihâyet derecesiyle, râzı olacağı şekilde, Arş’ın ağırlığınca tesbih ederim. Allah’tan koruyacak hiçbir sığınak ve kurtuluş yolu yok, O’ndan yine O’na sığınılır. Çift ve tek olan şeyler adedince, Allah’ın bütün tam kelimeleri adedince O’nu tesbih ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi, rahmetinle bana selâmet vermeni istiyorum. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır. O bana yeter, O ne güzel vekildir. Ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır. Allah, mahlûkâtın en hayırlısı olan Efendimiz Muhammed’e, âline ve ashâbına salât eylesin! Âmîn!”
SİZ HİÇ MÜSLÜMANLARIN, YILBAŞISI OLAN, 1 MUHARREMİ KUTLAYAN, HİRİSTİYAN GÖRDÜNÜZMÜ? HİCRİ YILBAŞI
SİZ HİÇ MÜSLÜMANLARIN, YILBAŞISI OLAN, 1 MUHARREMİ KUTLAYAN, HİRİSTİYAN GÖRDÜNÜZMÜ? HİCRİ YILBAŞI
1 MUHARREM HİCRİ YILBAŞI HİCRİ YILBAŞI (MUHARREMİN 1. GECESİ)
https://www.youtube.com/live/GJ4FYPxoiHk
1 MUHARREM HİCRİ YILBAŞI HİCRİ YILBAŞI (MUHARREMİN 1. GECESİ)
Peygamber efendimiz 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. miladi 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının 1. günü de, hicri [kameri] yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların yılbaşı gecesidir. Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhicce ayının son günü ve Muharrem ayının birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu. Muharrem ayı Müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Rasul-i Ekrem (sav) Efendimiz Mekke’de on üç yıl insanları Allah’a davet etti. Bu daveti kabul etmeyen müşrikler Hz. Peygamber ve Müslümanlara baskı yapmaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber Müslümanların Medine’ye hicret etmelerini emretti. Kendisi de miladi 622 yılında Allah’ın izin ve emriyle hicrete karar verdi. Hz. Ebubekr ile birlikte Hicret etti. Hicri takvim: Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. İslamiyet'ten önce, her önemli olay tarih başlangıcı olarak kabul edilirmiş. En son fil vakası da takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Bu uygulamada seneler, her önemli olaya göre sayılarak geldiğinden birçok karışıklıklara sebep oluyordu. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicretin 16. yılında Miladi 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) Medine'de bir meclis topladı. O toplantıda Hz. Ali'nin (r.a.) teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Mekke'den Medine'ye hicreti, İslâm tarihinin (hicri takvimin) başlangıcı ve muharrem ayının da bu yılın ilk ayı olması kararlaştırılmıştır. Fakat Rasulullah hicrete, Muharrem ayında değil safer ayinin 27.günü Hz. Ebubekir ile birlikte çıkmıştır. Hicri aylar; Muharrem, Safer, Rebiulevvel, Rebiulahir, Cemaziyülevvel, Cemaziyelahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade Ve Zilhicce seklinde sıralanırlar. YILBAŞINI KUTLAYANLAR BU GECE NE YAPACAKSINIZ? Yılbaşını kutlamayın diye uyardığımızda bu gece Hz. İsanın doğum günü değil mi? Bizde onu peygamber olarak kabul etmiyor muyuz? Kutlamamızda ne sakınca var diye bizi eleştirenler. Bu gece de peygamberimiz hz Muhammet(sav) in hicret gecesi Muharrem ayının üç ayların başlangıcının 1. Gecesi yani hicri yılbaşı Bu geceyi kutlayacak mısınız? - Yılbaşında hindi kesip kesip yediniz. Bu gece Allah(cc) rızası için bir koç alıp fakirlere dağıtacak mısınız? - Yılbaşında lokantada eşiniz dostunuzla yiyip içtiniz. Bu gece yemekli mevlit töreni tertip edecek misiniz? - Yılbaşında sabaha kadar içki ziyafeti verdiniz. Bu gece fakirlere süt, meyve suyu çay, ikram edecek misiniz? - Yılbaşında sabaha kadar şarkı dinlediniz. Bu gece ilahi ve kuran dinleyecek misiniz? - Yılbaşında çam fidanı alıp eve koydunuz. Bu gece kuran-ı kerim ve dini kitaplar alıp eve koyacak mısınız? - Yılbaşında dünyada rahat etmek için bilet aldınız. Bu gece cennete girmek için fakirlere para verecek misiniz? - Yılbaşında her çeşit zinayı işlediniz. Bu gece helalinizle mutlu bir gece geçirecek misiniz ? - Yılbaşında dostlarınıza hediyeler aldınız bu gece de hediye alacak mısınız- Yılbaşında zenginleriniz Noel baba kılığında hediye dağıttı, bu gece hoca kılığında hediye dağıtacak mısınız? - Yılbaşında güldünüz eğlendiniz neşe içerisinde idiniz. Bu gece de gülüp eğlenecek misiniz ? - Yılbaşında paranızı kumara verdiniz. Bu gece paranızı hayır kurumlarına verecek misiniz? - Yılbaşında dansöze para taktınız. Bu gece bir yetime para takacak mısınız? - Yılbaşını büyük bir heyecanla beklediniz. Bu geceyi de heyecanla bekliyor musunuz? - Yılbaşında izin aldınız patrondan bu gecede patrondan izin alacak mısınız? - Yılbaşında tatil ilan edildi. Bu gecede tatil ilan edilecek mi? - Yılbaşında sarhoşlar için yardım timi kuruldu. Bu gece mevlite gideceklere yardım timi kuruldu mu? - Yılbaşında herkese kutlama mesajı attınız. Bu gecede atacak mısınız? - Yılbaşında sabaha kadar yılbaşı programı yapan kanallar. Bu gecede mevlit programı yapacaklar mı? - Yılbaşında çoluk çocuğunu alıp eğlenceye gittiniz. Bu gece çocuklarınızı camiye götürecek misiniz?
RAMAZAN ORUCUNDAN SONRA EN FAZİLETLİ ORUÇ AŞURE ORUCUDUR
https://www.youtube.com/live/47cj0KfGq6o
RAMAZAN ORUCUNDAN SONRA EN FAZİLETLİ ORUÇ AŞURE ORUCUDUR
Aşura nedir?
Muharrem ayının onuncu günü “âşûrâ” diye adlandırılır. Sâmî dinlerde özel bir yere sahip bulunan âşûrâ gününde Câhiliye Arapları da oruç tutardı. Hz. Peygamber risâletten önce ve Medine’ye hicretinden sonra bu günde birkaç defa oruç tutmuş, müslümanlara da tutmalarını emretmiş, ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte bu orucu isteğe bırakmıştır. Resûl-i Ekrem muharremin sadece onunda değil dokuz ve on birinci günlerinde de oruç tutulmasını tavsiye etmiştir (Buhârî, “Ṣavm”, 69). Hanefî ve Mâlikî mezheplerinde muharremin dokuzuncu günü ile birlikte onuncu günü ya da onuncu günü ile on birinci günü oruç tutulması sünnet kabul edilmiştir. Şâfiîler ise bu ayın dokuz ve onuncu günlerinde oruç tutmayı müstehap sayar. Hanefî mezhebine göre muharremin sadece onuncu günü oruç tutulması yahudileri taklit etme anlamına gelebileceği için mekruhtur. İbn Kayyim el-Cevziyye muharrem ayındaki oruçların en faziletlisinin dokuz, on ve on birinci günlerinde tutulan oruç olduğunu, daha sonra da dokuz ve onuncu günlerin, bunun ardından yalnız onuncu günün geldiğini ifade eder (Zâdü’l-meʿâd, II, 76). İslâm’ın ilk yıllarında muharrem ayında icra edilen kurban ibadeti daha sonra neshedilerek zilhicce ayında yapılmaya başlanmıştır.
Muharrem ayının onuncu günü tarihimizde ve hafızalarımızda derin bir hüzün ile yer eden Âşûrâ günüdür. Bu elim günde, Sevgili Peygamberimizin torunu ve Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın gözünün nuru olan Hz. Hüseyin Efendimiz, yanında bulunan yetmişten fazla Müslüman ile birlikte Kerbelâ’da şehit edilmiştir.
Âşûrâ Muharrem orucu nedir?
Âşûrâ, Hz. Nûh’tan itibaren bütün Sâmî dinlerde mevcut olan ve Câhiliye Arapları arasında da Hz. İbrâhîm’den beri önemli görülüp oruç tutulan bir gündür. Hz. Peygamber (s.a.s.), Muharrem ayını “Allah’ın ayı” olarak nitelendirmiş, Ramazandan sonraki en faziletli orucun da bu ayda tutulan oruç olduğunu ifade ederek, kendisinin de (s.a.s.) bizzat tuttuğu bu orucun tutulmasını tavsiye etmiştir. (Müslim, Sıyâm, 202-203)
Bu tavsiyeye bağlı olarak Müslümanlar da kimi sünnet, kimi müstehap, kimi de matem nitelemesiyle Muharremde oruç tutmaktadır. Sünnet olarak tutulan oruçlar, Muharremin onu esas alınıp bir öncesi ve bir sonrasıyla tutulan oruçlardır. Bunun yanında Muharremin ilk on günü, özellikle kimi sufi meşrep çevrelerde müstehap olarak oruç tutulmaktadır. Memleketimizde bazı yörelerde ise bu oruç 10 ya da 12 gün şeklinde tutulduğu görülmektedir.
Muharrem orucu ne zaman tutulur? Aşure günü olarak bilinen Muharrem ayının onuncu gününde tek oruç tutulur mu?
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yahudilere muhalefet için ertesi sene âşûrâ orucunu Muharrem’in dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (Ebû Dâvûd, Savm, 66); bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir (Bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 52; Abdürrezzâk, el-Musannef, IV, 287).
Hicri Yılbaşı Ne Zaman?
Hicri Yılbaşı Uygulaması Ne Zaman Başlamıştır?
Hz. Ömer’in halifeliği devrinde 17 (638) yılında Resûl-i Ekrem’in Mekke’den Medine’ye hicretinin resmî takvim başlangıcı olarak kabul edilmesiyle muharrem hicrî yılın ilk ayı olarak belirlenmiştir.
Hz. Ömer’in halifelik zamanında Peygamberimizin Medine’ye hicreti resmi takvimin başlangıç ve Muharrem ayı da hicri yılın ilk ayı kabul edilmiştir.
RAMAZAN ORUCUNDAN SONRA EN FAZİLETLİ ORUÇ AŞURE ORUCUDUR
Aşura nedir?
Muharrem ayının onuncu günü “âşûrâ” diye adlandırılır. Sâmî dinlerde özel bir yere sahip bulunan âşûrâ gününde Câhiliye Arapları da oruç tutardı. Hz. Peygamber risâletten önce ve Medine’ye hicretinden sonra bu günde birkaç defa oruç tutmuş, müslümanlara da tutmalarını emretmiş, ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte bu orucu isteğe bırakmıştır. Resûl-i Ekrem muharremin sadece onunda değil dokuz ve on birinci günlerinde de oruç tutulmasını tavsiye etmiştir (Buhârî, “Ṣavm”, 69). Hanefî ve Mâlikî mezheplerinde muharremin dokuzuncu günü ile birlikte onuncu günü ya da onuncu günü ile on birinci günü oruç tutulması sünnet kabul edilmiştir. Şâfiîler ise bu ayın dokuz ve onuncu günlerinde oruç tutmayı müstehap sayar. Hanefî mezhebine göre muharremin sadece onuncu günü oruç tutulması yahudileri taklit etme anlamına gelebileceği için mekruhtur. İbn Kayyim el-Cevziyye muharrem ayındaki oruçların en faziletlisinin dokuz, on ve on birinci günlerinde tutulan oruç olduğunu, daha sonra da dokuz ve onuncu günlerin, bunun ardından yalnız onuncu günün geldiğini ifade eder (Zâdü’l-meʿâd, II, 76). İslâm’ın ilk yıllarında muharrem ayında icra edilen kurban ibadeti daha sonra neshedilerek zilhicce ayında yapılmaya başlanmıştır.
Muharrem ayının onuncu günü tarihimizde ve hafızalarımızda derin bir hüzün ile yer eden Âşûrâ günüdür. Bu elim günde, Sevgili Peygamberimizin torunu ve Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın gözünün nuru olan Hz. Hüseyin Efendimiz, yanında bulunan yetmişten fazla Müslüman ile birlikte Kerbelâ’da şehit edilmiştir.
Âşûrâ Muharrem orucu nedir?
Âşûrâ, Hz. Nûh’tan itibaren bütün Sâmî dinlerde mevcut olan ve Câhiliye Arapları arasında da Hz. İbrâhîm’den beri önemli görülüp oruç tutulan bir gündür. Hz. Peygamber (s.a.s.), Muharrem ayını “Allah’ın ayı” olarak nitelendirmiş, Ramazandan sonraki en faziletli orucun da bu ayda tutulan oruç olduğunu ifade ederek, kendisinin de (s.a.s.) bizzat tuttuğu bu orucun tutulmasını tavsiye etmiştir. (Müslim, Sıyâm, 202-203)
Bu tavsiyeye bağlı olarak Müslümanlar da kimi sünnet, kimi müstehap, kimi de matem nitelemesiyle Muharremde oruç tutmaktadır. Sünnet olarak tutulan oruçlar, Muharremin onu esas alınıp bir öncesi ve bir sonrasıyla tutulan oruçlardır. Bunun yanında Muharremin ilk on günü, özellikle kimi sufi meşrep çevrelerde müstehap olarak oruç tutulmaktadır. Memleketimizde bazı yörelerde ise bu oruç 10 ya da 12 gün şeklinde tutulduğu görülmektedir.
Muharrem orucu ne zaman tutulur? Aşure günü olarak bilinen Muharrem ayının onuncu gününde tek oruç tutulur mu?
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) yahudilere muhalefet için ertesi sene âşûrâ orucunu Muharrem’in dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (Ebû Dâvûd, Savm, 66); bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir (Bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 52; Abdürrezzâk, el-Musannef, IV, 287).
Hicri Yılbaşı Ne Zaman?
Hicri Yılbaşı Uygulaması Ne Zaman Başlamıştır?
Hz. Ömer’in halifeliği devrinde 17 (638) yılında Resûl-i Ekrem’in Mekke’den Medine’ye hicretinin resmî takvim başlangıcı olarak kabul edilmesiyle muharrem hicrî yılın ilk ayı olarak belirlenmiştir.
Hz. Ömer’in halifelik zamanında Peygamberimizin Medine’ye hicreti resmi takvimin başlangıç ve Muharrem ayı da hicri yılın ilk ayı kabul edilmiştir.
MUHARREMİM 10. GÜNÜ AŞURE VE ORUCU
https://www.youtube.com/live/jhKRTeT9ZFg
MUHARREMİM 10. GÜNÜ AŞURE VE ORUCU
Muhterem Müslümanlar, Hicri Takvimin ilk ayı olan muharrem ayının İslam tarihinde önemli bir yeri vardır. Bu ayın onuncu gününe "Aşura Günü" denilmektedir. “Aşr ve âşir Arapça’da “on” demektir.” Hz. peygamberin Peygamber olmadan ve olduktan sonra da devam ettiği bu oruç, köken olarak Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’den beri devam ede geldiği muhakkaktır
RAMAZAN ORUCUNDAN SONRA EN FAZİLETLİ ORUÇ AŞURE ORUCUDUR
Rasulullah s.a.v. bu ay hakkında ; Hz. Aişe r.a. buyurdu HADİS: "Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç, Allah'ın değer verdiği ay olan muharrem ayında tutulan âşûrâ orucudur"[1] buyurarak bu ayda oruç tutmuştur. İbni Abbas Radiyallâhu Anhumâ rivayet ediyor: HADİS: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'ye gelince, Yahudileri Aşure günü oruç tutar gördü. Onlara: "Bu da ne, (niçin oruç tutuyorsunuz)?" diye sordu. "Bu, sâlih (hayırlı) bir gündür. Allah, o günde Benî İsrâil'i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): HADİS: "Ben Musa'ya sizden daha layığım" buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını emretti." buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.[2] Başka bir rivâyette şöyle buyurmuştur HADİS: "Yahûdilere aykırı hareket edin. Âşûrâ günü ile birlikte bir gün önce veya bir gün sonra da oruç tutun." Bu sebeple müslümanın aşağıdaki birçok faydaları elde edebilmesi için 9, 10 ve ve 11. günler olmak üzere üç gün oruç tutması Müstehabdır Üç gün oruç tutmakla kendisine tam bir aylık oruç sevabı yazılır. Çünkü her iyilik, 10 katıyla mükâfatlandırılır. Nitekim Peygamber -s.a.v.- HADİS: Kim her ayda üç gün oruç tutarsa işte bu, yıl orucu olur. Allah Teâlâ hazretleri bu hususu te'yiden kitabında şu ayeti indirdi: AYET."Kim bir hayır işlerse o kendisinden on misliyle kabul edilir" (En'am 160). Bir gün on misliyle kabul ediliyor.[3] Bu aydaki oruç, Ramazan orucundan sonra en faziletli oruçtur Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır: HADİS: " Ramazan ayından sonra en faziletli oruç (ayı) şehrullah olan Muharrem ayıdır. Farz namazdan sonra en efdal namaz da gece namazıdır."[4] Hz. Ali (radıyallahu anh)'ın anlattığına göre bir adam ona sorar: "Ramazandan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" Ali (radıyallahu anh) şu cevabı verir: "Ben bu soruyu Resûlullah'a soran kimseye rastlamamıştım. Nihayet bir adam sordu. O zaman ben de yanlarında idim. Dedi ki: "Ey Alah' ın Resulü! Ramazandan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" Şu cevabı lütfettiler: HADİS: "Ramazan dışında da oruç tutmak istersen Muharrem ayında tut. Çünkü o Şehrullah (Allah'ın ayı)dır. O ayda bir gün vardır ki, Allah onda bir kavmin günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecek."[5] Muharrem ayının 10. günü ile birlikte 9. ve 11. günlerini tutmakla yahûdilere aykırı hareket edilmiş olur. Ve ayrıca Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- örnek alınmış olur. Nitekim Abdullah b. Abbas’tan -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunan hadiste, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu gün oruç tutmuş ve ashâbına da o günde tutmalarını emretmiştir. Bu oruç, büyük günahlardan kaçınmak şartıyla bir yıl boyunca işlenen küçük günahlara keffâret olur. HADİS: "Aşûra orucunun önceki yılın günahlarına kefaret olacağını Allah(ın rahmetin)den umarım."[6] Haddi zâtında orucun sevap ve mükâfatı, sınırsızdır. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmaktadır: HADİS: "Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-kudsîde) şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti."[7] Kays İbnu Sa'd İbnu Ubâde (radıyallahu anhümâ) anlatıyor HADİS: "Biz Aşura günü oruç tutuyor ve sadaka-ı fıtri ödüyorduk. Ramazan orucunun farziyyeti ve zekat emri inince artık onunla emredilmedik, ondan yasaklanmadık da, biz onu yapıyorduk."[8] Muhterem Müminler Tarihte geçmiş birtakım hadiselerin, Muharrem ayında gerçekleşmiş olduğuna dair bazı rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri Nuh Tufanıdır. İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'ye gelince, yahudileri Aşûra günü oruç tutar gördü. Onlara: HADİS: "Bu da ne, (niçin oruç tutuyorsunuz)?" diye sordu. "Bu, sâlih (hayırlı) bir gündür. Allah, o günde Benî İsrâil'i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): HADİS: "Ben Musa'ya sizden daha layığım" buyurup o gün oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını emretti."[9] Muhterem Müminler Muharrem ayı, tarih boyunca insanlık için dönüm noktası sayılabilecek olaylara sahne olmuştur. Bu olaylar kısaca şunlardır.
REGAİB GECESİNİN FAZİLETİ
https://www.youtube.com/watch?v=e9edKERlQmg
REGAİB KANDİLİ
Üç aylar diye bilinen Recep, Şaban, Ramazan ayları. Başlıyor.ı. Bizleri bu mübarek aylara kavuşturan Yüce Rabbimize binlerce hamd-ü senalar olsun. Bu ayların rahmet, mağfiret ve bereketi hepimizin üzerine olsun. Rabbim cümlemizi devamına erdirsin.
Üç aylar kameri ayların yedincisi olan Recep ile başlayan, Şaban ayı ile devam eden ve Ramazan ayı ile son bulan ayların toplu adıdır. Bir yılda bulunan beş mübarek kandil gecesinin dört tanesinin bu üç aylarda bulunması, üç ayların ne kadar faziletli ve değerli olduğunu bizlere göstermektedir.
Recep ayında bulunan iki kandil gecesi de Recep ayına ayrı bir değer ve fazilet katmaktadır. Recep ayının ilk Cuma gecesi, Mübarek Regaip Kandilidir. Bu Kandil ile Müslümanlar üç aylara giriş yapmaktadır. Yirmi yedinci gecesi ise Mübarek Miraç Kandilidir. Bilindiği gibi Miraç Kandili, beş vakit namazın mü’minlere farz kılındığı, Bakara suresini son iki ayetinin indirildiği ve iman ile ölen mü’minlerin Cennete gireceğinin müjdelendiği mübarek bir gecedir.
Şaban ayının tam ortasında ise çok kıymetli bir gece olan Mübarek Berat Kandili vardır. Bu gece ile ilgili Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır. “Şaban ayının yarısı Berat Gecesi gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle buyurur. “Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Ona rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Ona şifa vereyim! (İbni Mace)
Ramazan ayı ise baştan sona rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır. On bir ayın sultanı, mü’minler için bulunmaz, eşsiz bir aydır. Bu ayda da bin aydan daha hayırlı olan Mübarek Kadir Gecesi vardır. Ramazan ayında bu ayla ve Kadir Gecesi ile ilgili çok daha geniş bilgi vermek üzere Ramazan ayına şimdilik fazla değinmiyorum. İnşallah sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde bu aya ve bu geceye de kavuşuruz.
Regâip, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. Kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, talep edilen şey demektir. Regaip gecesi denilince; “Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymetli ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” manası anlaşılır. Bu gecede Yüce Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır.
Recep ayının ilk cuma gecesine Regaip Gecesi denir. Bu geceye Regaip gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi başlı başına kıymetli bir gecedir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, çok daha kıymetli oluyor. Allah Teâlâ, bu gecede, müminlere, birçok ihsanlar ve ikramlar yapar. Bu geceye hürmet ve ihya edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere sayısız sevaplar verilir. Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutup, gecesini de ihya etmek ayrıca çok sevaptır.
Recep ayında oruç tutmak ise başlı başına faziletlidir. Peygamberimiz (sav) in Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay, Recep ve Şaban aylarıdır. Bu aylarda oruç tutmanın kişiye kazandıracağı sevapları çoktur.
İslam alimlerinin bildirdiğine göre, bu ay ekim ve ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tövbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat ve ekim ayıdır. Şaban ayı bakım ayıdır. Ramazan ayı biçim ayıdır, yani mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Recep ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan mağfiret mevsimin ilk ayı, Regaip de ilk kandili olmuş oluyor.
Onun için, "Recep ayı tövbe ayıdır." demişler. Yani kul ne yapmalı? "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet." diyerek hatasını itiraf edip, hatasından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girmelidir. Bizi de bu Hakk yola girenlerden eylesin.
Şaban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır.
Regaip ile ilgili ayet-i Kerimeler
Üç aylar diye bilinen Recep, Şaban, Ramazan ayları. Başlıyor.ı. Bizleri bu mübarek aylara kavuşturan Yüce Rabbimize binlerce hamd-ü senalar olsun. Bu ayların rahmet, mağfiret ve bereketi hepimizin üzerine olsun. Rabbim cümlemizi devamına erdirsin.
Üç aylar kameri ayların yedincisi olan Recep ile başlayan, Şaban ayı ile devam eden ve Ramazan ayı ile son bulan ayların toplu adıdır. Bir yılda bulunan beş mübarek kandil gecesinin dört tanesinin bu üç aylarda bulunması, üç ayların ne kadar faziletli ve değerli olduğunu bizlere göstermektedir.
Recep ayında bulunan iki kandil gecesi de Recep ayına ayrı bir değer ve fazilet katmaktadır. Recep ayının ilk Cuma gecesi, Mübarek Regaip Kandilidir. Bu Kandil ile Müslümanlar üç aylara giriş yapmaktadır. Yirmi yedinci gecesi ise Mübarek Miraç Kandilidir. Bilindiği gibi Miraç Kandili, beş vakit namazın mü’minlere farz kılındığı, Bakara suresini son iki ayetinin indirildiği ve iman ile ölen mü’minlerin Cennete gireceğinin müjdelendiği mübarek bir gecedir.
Şaban ayının tam ortasında ise çok kıymetli bir gece olan Mübarek Berat Kandili vardır. Bu gece ile ilgili Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır. “Şaban ayının yarısı Berat Gecesi gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle buyurur. “Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızık isteyen yok mu? Ona rızık vereyim! Şifa dileyen yok mu? Ona şifa vereyim! (İbni Mace)
Ramazan ayı ise baştan sona rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır. On bir ayın sultanı, mü’minler için bulunmaz, eşsiz bir aydır. Bu ayda da bin aydan daha hayırlı olan Mübarek Kadir Gecesi vardır. Ramazan ayında bu ayla ve Kadir Gecesi ile ilgili çok daha geniş bilgi vermek üzere Ramazan ayına şimdilik fazla değinmiyorum. İnşallah sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde bu aya ve bu geceye de kavuşuruz.
Regâip, arapça bir kelimedir ve "reğa-be" kökünden gelmektedir. Kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. "Reğîb" kelimesi ise, "reğabe"'den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, talep edilen şey demektir. Regaip gecesi denilince; “Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymetli ve değeri büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” manası anlaşılır. Bu gecede Yüce Allah lütuflarını sağanak sağanak yağdırır.
Recep ayının ilk cuma gecesine Regaip Gecesi denir. Bu geceye Regaip gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi başlı başına kıymetli bir gecedir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, çok daha kıymetli oluyor. Allah Teâlâ, bu gecede, müminlere, birçok ihsanlar ve ikramlar yapar. Bu geceye hürmet ve ihya edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere sayısız sevaplar verilir. Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutup, gecesini de ihya etmek ayrıca çok sevaptır.
Recep ayında oruç tutmak ise başlı başına faziletlidir. Peygamberimiz (sav) in Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay, Recep ve Şaban aylarıdır. Bu aylarda oruç tutmanın kişiye kazandıracağı sevapları çoktur.
İslam alimlerinin bildirdiğine göre, bu ay ekim ve ziraat ayıdır. Sevaplı işler, oruç tutmak, tövbe etmek vs. güzel şeyler yapılır. Bir mahsulün ekilmesi gibi ziraat ve ekim ayıdır. Şaban ayı bakım ayıdır. Ramazan ayı biçim ayıdır, yani mahsulün alındığı aydır demişler. Demek ki Recep ayı, bizi Ramazan ayına hazırlayan mağfiret mevsimin ilk ayı, Regaip de ilk kandili olmuş oluyor.
Onun için, "Recep ayı tövbe ayıdır." demişler. Yani kul ne yapmalı? "Yâ Rabbi! Ben anlayamamışım, hatâ etmişim, bilememişim, suçluyum, kusurluyum; beni affet." diyerek hatasını itiraf edip, hatasından dönerek, Cenâb-ı Hakk'ın yoluna girmelidir. Bizi de bu Hakk yola girenlerden eylesin.
Şaban ayı ibadetlere devam etme ayıdır. Ramazan da mükâfatlarını alma ayıdır.
Regaip ile ilgili ayet-i Kerimeler
REGAİB İLE İLGİLİ AYETİ KERİMELER
Regaip kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadırlar.
Ayrıca,
AYET: "Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin." (Tevbe Suresi, 36)
Hz. Peygamber’in (sav) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan “ haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır:
Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler:
Regaip kelimesi Kur'an'da geçmemektedir. Ancak "reğabe"den türemiş olan çeşitli kelimeler, Kur'ân'da sekiz yerde geçmekte ve "reğabe"nin ifâde ettiği mana için kullanılmaktadırlar.
Ayrıca,
AYET: "Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin." (Tevbe Suresi, 36)
Hz. Peygamber’in (sav) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan “ haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır:
Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler:
RECEP AYI VE REGAİB GECESİ İLE İLGİLİ HADİSLER
HADİS: • Allahü Teâlâ, Recep ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
HADİS:• “Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recep’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir.” [Miftah-ül-cenne]
HADİS:• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]
HADİS:• Şu beş gecede yapılan duâ kabul edilir, geri çevrilmez. Regaip gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma geceleri, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri.) [İbn-i Asâkir]
HADİS:• İbn-i Abbas (ra) hazretleri: “Resulullah (sav) Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim)
HADİS:• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
HADİS:• "Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)
HADİS:• “Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)
HADİS:• Kim Recep ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi! onu mağfiret et” derler. [Ebû Muhammed]
HADİS:• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah (sav), pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin Allah’a oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî)
Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz?
HADİS: • Allahü Teâlâ, Recep ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
HADİS:• “Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recep’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir.” [Miftah-ül-cenne]
HADİS:• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]
HADİS:• Şu beş gecede yapılan duâ kabul edilir, geri çevrilmez. Regaip gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma geceleri, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri.) [İbn-i Asâkir]
HADİS:• İbn-i Abbas (ra) hazretleri: “Resulullah (sav) Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim)
HADİS:• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
HADİS:• "Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)
HADİS:• “Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)
HADİS:• Kim Recep ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip “Ya Rabbi! onu mağfiret et” derler. [Ebû Muhammed]
HADİS:• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah (sav), pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin Allah’a oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî)
Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz?
REGAİB KANDİL GECESİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?
1. Öncelikle Kur'an-ı Kerim okuyarak, Kur’an okuyanlar dinlenmeli. Kur’an ziyafetleri verilmeldir.
2. Peygamberimiz ( sav) Efendimize çokça salat ü selamlar getirilmeli. O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olabilme şuuru tazelenmelidir. Sünnetleri ihya edilmelidir.
3. Aile bireyleriyle birlikte bu gecenin mana ve ehemmiyeti hakkında sohbetler edilmelidir.
4. Allah rızası için namaz kılarak, Kaza namazı, nafile namazlar kılınmalı, Kandil gecesi, özü itibariyle ibadetle ve ibadet şuuru ile geçirilmelidir.
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yapılarak, Geçmişin muhasebesi ve murakabesi yapılmalı, geleceğin plan ve programı çizilmelidir.
6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek, bol bol tövbe ve istiğfar edilmeli; idrak ettiğimiz bu kandil gecesini son fırsatımız bilerek nedametle çok iyi geçirmeliyiz.
7. Tefekkürde bulunulmalı. “Ben kimim, nerden geldim, nereye gidiyorum, Yüce Allah’ın benden istekleri nelerdir?” gibi konular başta olmak üzere hayati meselelerde derin düşüncelere girilmeli.
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek, diğer mü’min kardeşlerimize de dualar etmeliyiz.
9. Yoksul, kimsesiz, öksüz yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilerek, sevgi, şefkat, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli, sevindirilmelidirler.
10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek, hayır dualarını almalıyız.
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, bu geceyi değerlendirebiliriz. Gönüller alınmalı, kederli yüzler güldürülmelidir. Dargınlıklarımızı gidermeliyiz.
12. Mü’minlerle helalleşilmeli, onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalıdır.
13. Üzerimize hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlakı yerine getirilmelidir.
14. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazlarını cemaatle ve camilerde kılınmalıdır.
15. Bu Kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalıdır.
16. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın, büyüklerimizin ve bizleri okutan hocalarımızın kabirleri ziyaret edilmeli, aziz ruhları için Yasin ve Mülk süreleri okunup hediye edilmelidir.
17. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli, manevi iklimlerinde Hakk’a niyazda bulunulmalıdır.
18. Hayatta olan manevi büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın, arkadaşlarımızın kandilleri bizzat gidilerek tebrik edilmeli veya telefon, e-mail çekerek tebrik edilmeli ve duaları istenmelidir.
19. Dini toplantılar, konferanslar, panel ve sohbetler düzenlenmeli, yapılan vaaz ve nasihatler dinlenmelidir. Bu gibi faaliyetlere iştirak edilmelidir.
20. Bu Kandil gecelerinde sevdiklerimize, çoluk çocuğumuza hediye ve ikramlarda bulunmalıyız.
Sohbetimizi Peygamber Efendimizin duası ile bitirelim:
HADİS:“ Ya Rabbi! Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl. Bizleri mübarek Ramazan ayına kavuştur”.
Yüce Rabbim, bizlere rızasına uygun işler yapmayı, Habibine gerçek ümmet olmayı nasip eylesin.
Sağlık, sıhhat, afiyetle ve sevdiklerimizle cümlemizi Ramazan ayına ve Ramazan Bayramlarına kavuştursun.
Üç Aylarınız ve Regaip Kandiliniz mübarek olsun.
1. Öncelikle Kur'an-ı Kerim okuyarak, Kur’an okuyanlar dinlenmeli. Kur’an ziyafetleri verilmeldir.
2. Peygamberimiz ( sav) Efendimize çokça salat ü selamlar getirilmeli. O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olabilme şuuru tazelenmelidir. Sünnetleri ihya edilmelidir.
3. Aile bireyleriyle birlikte bu gecenin mana ve ehemmiyeti hakkında sohbetler edilmelidir.
4. Allah rızası için namaz kılarak, Kaza namazı, nafile namazlar kılınmalı, Kandil gecesi, özü itibariyle ibadetle ve ibadet şuuru ile geçirilmelidir.
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yapılarak, Geçmişin muhasebesi ve murakabesi yapılmalı, geleceğin plan ve programı çizilmelidir.
6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek, bol bol tövbe ve istiğfar edilmeli; idrak ettiğimiz bu kandil gecesini son fırsatımız bilerek nedametle çok iyi geçirmeliyiz.
7. Tefekkürde bulunulmalı. “Ben kimim, nerden geldim, nereye gidiyorum, Yüce Allah’ın benden istekleri nelerdir?” gibi konular başta olmak üzere hayati meselelerde derin düşüncelere girilmeli.
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek, diğer mü’min kardeşlerimize de dualar etmeliyiz.
9. Yoksul, kimsesiz, öksüz yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilerek, sevgi, şefkat, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli, sevindirilmelidirler.
10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek, hayır dualarını almalıyız.
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, bu geceyi değerlendirebiliriz. Gönüller alınmalı, kederli yüzler güldürülmelidir. Dargınlıklarımızı gidermeliyiz.
12. Mü’minlerle helalleşilmeli, onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalıdır.
13. Üzerimize hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlakı yerine getirilmelidir.
14. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazlarını cemaatle ve camilerde kılınmalıdır.
15. Bu Kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalıdır.
16. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın, büyüklerimizin ve bizleri okutan hocalarımızın kabirleri ziyaret edilmeli, aziz ruhları için Yasin ve Mülk süreleri okunup hediye edilmelidir.
17. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli, manevi iklimlerinde Hakk’a niyazda bulunulmalıdır.
18. Hayatta olan manevi büyüklerimizin, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın, arkadaşlarımızın kandilleri bizzat gidilerek tebrik edilmeli veya telefon, e-mail çekerek tebrik edilmeli ve duaları istenmelidir.
19. Dini toplantılar, konferanslar, panel ve sohbetler düzenlenmeli, yapılan vaaz ve nasihatler dinlenmelidir. Bu gibi faaliyetlere iştirak edilmelidir.
20. Bu Kandil gecelerinde sevdiklerimize, çoluk çocuğumuza hediye ve ikramlarda bulunmalıyız.
Sohbetimizi Peygamber Efendimizin duası ile bitirelim:
HADİS:“ Ya Rabbi! Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl. Bizleri mübarek Ramazan ayına kavuştur”.
Yüce Rabbim, bizlere rızasına uygun işler yapmayı, Habibine gerçek ümmet olmayı nasip eylesin.
Sağlık, sıhhat, afiyetle ve sevdiklerimizle cümlemizi Ramazan ayına ve Ramazan Bayramlarına kavuştursun.
Üç Aylarınız ve Regaip Kandiliniz mübarek olsun.
https://www.youtube.com/watch?v=VFYy8CHiCwU
REGAİB GECESİNİN FAZİLETİ
Regâib gecelerinde dua etmek, tövbe ve istiğfarda bulunmak, bu geceyi çeşitli ibâdetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.
HADİS: Resûlullah ümmetine şu duayı telkin etti: اَللّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فيِ رَجَبٍ وَ شَعْبَانَ وَ بَلِّغْنَا رَمَضَان “Ey Allâhʼımız! Receb ve Şâbânʼı mübârek eyle, Ramazanʼa mülâkî eyle / ulaştır.”(Taberânî, Evsat, IV, 189; Beyhakî, Şuab, V, 348. Krş. Ahmed, I, 259)
Üç Aylar, dua ve tövbelerimizin kabul edilme ümidini daha fazla hissedeceğimiz aylardır.
HADİS: Receb ayı ile başlayan, Şaban ile devam eden ve Ramazan ayı ile sona eren Üç Aylar’ı dualarla ibadetlerle geçirmek çok önemlidir. Beş gecede duların kabul olduğu bildirilir:
HADİS: "Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez. Recebʼin ilk gecesi, Şabanʼın ortasında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir." (Abdurrezzak, Musannef, IV, 317; Beyhaki, Şuabül-İman, V, 287-288) Bu sebeple Müslümanlar bu geceleri hep ihya etmişlerdir.
https://www.youtube.com/watch?v=uBZ7MLynUx0
REGAİB GECESİNİN GÜNDÜZÜNDE ORUÇ TUTMANIN ÖNEMİ
Zamanın her anı değerlidir ve boşa harcanan zamanın telafisi mümkün değildir. Bu nedenle insan ömrünün her anı çok değerlidir. Ancak bazı zamanlar vardır ki onların kıymeti diğer zamanlardan daha fazladır. Regaib gecesinin içinde bulunduğu Receb ayı da bunlardan biridir. Sevgili Peygamberimiz Receb ayı girdiği zaman şöyle buyurdular:
HADİS: Said İbn Cübeyr’den (r.a.) nakledildiğine göre: “Receb ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabı verdi: İbn Abbas’ı (r.a.) dinledim şöyle demişti: “Resulullah Receb ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde oruç tutacak) derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi (ki biz galiba hiç oruç) tutmayacak derdik. (Ebu Davud, Sünen, K. Savm 56, (II, 811))
BERAT KANDİLİ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) İN BERAT KANDİLİNDE KILDIĞI NAMAZ VE YAPTIĞI DUA
HADİS: -”Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-”En iyisini, Allah ve Resulü bilir.” Dedim. Şöyle buyurdu:
-”Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin”?
-”Olur” dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
“Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem…”
Sonra kendisine sordum: “Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: “Sen onları öğrenebildin mi”? Bu sorusuna karşılık: “Evet” deyince, şöyle buyurdu:
HADİS: “Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.”

Berat Gecesi Namazı
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanamayacak kadarda çok sevabı vardır.
Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyhden gelen rivayete göre:
“Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: “Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala’nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala’nın mağfiretidir.
Berat Gecesi Namazı
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rukuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar…
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu Anhum’a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.

Berat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
HADİS: “Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”
Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
HADİS: “Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.’’
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.

BERAT KANDİLİNİN FAZİLETİ
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
HADİS: “Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”
HADİS: Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”
HADİS: “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”
HADİS: “Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.
HADİS: Üç aylara ayrı bir ruh ve mana içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’l-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
HADİS: “Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın on beşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
HADİS: “Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mümin kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde manevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
Berat Gecesi ibadeti
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur’an tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
HADİS: “Onun için elden geldiği kadar Kuran ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ’da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs’te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bidat bile olduğunu ifade eder.
Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.

Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban’ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah’tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka…
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
“Şâban’ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
“İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. “Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
“Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
“Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.

Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
“Berat, berat” kelimesi “el-berae” kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
“Beraet” iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Müminlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.3
.jpeg)
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.
Berat Kandilinin “bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde” olması bu manalara dayanmaktadır.2
.jpeg)
Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi
Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
.jpeg)
Şöyle dedi: “Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.”
Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: “Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Bu gece secde edenlere ne mutlu”.
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece dua edenlere ne mutlu.” Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -”Bu gece, Allah’ı zikredenlere ne mutlu”.
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.”
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Müslümanlara ne mutlu.” Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: “Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
.jpeg)
KANDİLLERİ NİÇİN YAPIYORUZ?
1- Bu kandiller ki sevgiyi kardeşliği ve beraberliği getirmek içindir.
2- Bu kandillerki kin,nefret,ihtiras,ve düşmanlıkları silmek içindir.
3- Bu kandiller ki dargınlıkları,kırgınlıkları,ayrılıkları silmek içindir.
4- Bu kandiller ki çekişmeyi ahlaksızlığı,kötülükleri gidermek içindir.
6- Bu kandiller ki yardımlaşmak,yoksullları gözetmek içindir.
7-Bu kandiller ki müslümanı müslümana kaynaştırmak içindir.
8- Bu kandiller ki çocukları,küçükleri sevindirmek içindir.
9-Bu kandiller ki yaşlıları ziyaret etmek onların duasını almak içindir.
10-Bu kandillerki kabirleri ziyaret edip dua ve kuran okumak içindir.
11-Bu kandillerki sevinmek,gülmek neşeli olmak içindir.
12-Bu kandiller ki rahatlamak,huzura kavuşmak,mutlu olmak içindir.
13- Bu kandiller ki kalpleri sevgiyle doldurmak sevişmek içindir.
14- Bu kandiller ki şükretmek ve Allah yaklaşmak içindir.
15- Bu kandiller ki akrabayı ziyaret etmek hal hatır sormak içindir.
16- Bu kandiller ki günahlardan kurtulup cennete kavuşmak içindir.
17- Bu kandiller ki melekleşmek meleklerden üstün olmak içindir.
18-Bu kandiller ki ibadet etmek Allaha yaklaşmak içindir
19-Bu kandiller ki dua etmek günahlaran kurtulmak içindir
NE MUTLU KANDİLLERE KAVUŞUP GÜNAHLARDAN KURTULUP SABAHA KAVUŞANLARA
.jpeg)

RESULULLAH(SAV) ŞÖYLE BUYURMUŞTUR RECEP ALLAHIN AYIDIR, ŞABAN BENİM AYIMDIR,RAMAZAN ÜMMETİMİN AYIDIR
HADİS: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
https://www.youtube.com/live/-6alrhLeeXw
BERAT KANDİLİ
Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur’anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505)
Hadislerle Berat Kandili
- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
HADİS: “Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
Ebu Hüreyre Radıyallahu And’dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
HADİS: —“Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
—“Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
—“Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
—“Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: “Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Bu gece secde edenlere ne mutlu”.
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece dua edenlere ne mutlu.” Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: -”Bu gece, Allah’ı zikredenlere ne mutlu”.
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu.”
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: “Bu gece Müslümanlara ne mutlu.” Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: “Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: “Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: “Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.”
- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: “Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
HADİS: Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa’ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.”
BERAT GECESİNİN MAHİYETİ VE ÖNEMİ
Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
AYET: “O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.”
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil’in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?
YILLIK KADER PROGRAMI
İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
HADİS: Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.Hülâsâtü’l-Beyân. 13:5251.1
Berat Kandilinin “bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde” olması bu manalara dayanmaktadır.TDİ.”Berat” maddesi.2
Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Berat Gecesinin özellikleri
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü’min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: “Mübarek Gece”, “Berae Gecesi”, “Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü’min kullarına beraet yazar)”, “Rahmet Gecesi.”
“Berat, beraet” kelimesi “el-berâe” kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
“Berâet” iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü’minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.TDİ.”Berat” maddesi.3
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah’ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban’ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah’tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka…
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.Hak Dini Kur an Dili, 5:42954
Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara vermektedir.
HADİS: “Şâban’ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
“İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. “Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
HADİS: “Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
HADİS: “Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.”s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir insan ne kadar bedbahttır.
Bu gece af dışı kalanlar
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:
HADİS: “Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban’ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”6
HADİS: “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.” İbni Mâce, İkame, 191.7
HADİS: “Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.”8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
HADİS: “Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”5
Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna.”6
HADİS: “Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna.”et-Tergîb ve’t-Terhib, 2:118.7
“HADİS: Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar.” İbni Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda Peygamberimizi Cennetü’1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
HADİS: “Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban’ın onbeşinci gecesinde dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanları mağfiret eder.”Tirmizî, Savm:39.9
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
HADİS: “Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”Şualar, s.426.10
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
BERAT GECESİ İBADETİ
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur’ân tilaveti, zikir, teşbih ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur’ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir
Bu bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını bir gece içinde bize kazandırabilir.
“Onun için elden geldiği kadar Kur’ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.”10
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü’min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ’da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs’te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid’at bile olduğunu ifade eder.
Bunun yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.
Berat Gecesi Duası
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
HADİS: “Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”et-Tergib ve’t-Terhîb, 2:.119, 120.11
Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
HADİS: “Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır.” Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.
Berat Gecesi Namazı -I
HADİS: Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.
Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh’den gelen rivayete göre:
“HADİS: Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: “Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala’nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala’nın mağfiretidir.
Berat Gecesi Namazı -II
HADİS: Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar…
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum’a validemiz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
HADİS: -”Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-”En iyisini, Allah ve Resulü bilir.” Dedim. Şöyle buyurdu:
-”Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin”?
-”Olur” dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
“Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem…”
Sonra kendisine sordum: “Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: “Sen onları öğrenebildin mi”? Bu sorusuna karşılık: “Evet” deyince, şöyle buyurdu:
“Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.”
Kaynaklar
1 Hülâsâtü’l-Beyân. 13:5251.
2 Şualar, s,426.
3 TDİ.”Berat” maddesi.
4 Hak Dini Kur an Dili, 5:4295
5 İbni Mâce, İkame, 191.
7 et-Tergîb ve’t-Terhib, 2:118.
8 İbni Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.
9 Tirmizî, Savm:39.
10 Şualar, s.426.
11 et-Tergib ve’t-Terhîb, 2:.119, 120.
12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)