https://www.youtube.com/live/DT0WvjWuHlE
PEYGAMBERİMİZ(SAV) ALLAH(CC) TARAFINDAN MİRAÇ GECESİ MEKKEDEKİ MESCİDİ HARAMDAN ALINARAK ETRAFINI MUBAREK KILDIĞI (KUDUS, GAZZE, FİLİSTİN ,ŞERİA ) MESCİDİ AKSAYA GÖTÜRÜLMÜŞTÜR
BUGÜN ALLAHIN(CC) KENDİSİNİ VE ETRAFINI MÜBAREK KILDIĞI MESCİDİ AKSA VE ETRAFI GAZZE, FİLİSTİN, ŞERİA, İSRAİL TARAFINDAN İŞGAL ALTINDADIR
ELİMİZDEN BİRŞEY GELMİYOR TAMAM AMA DUADA MI ELİMİZDEN GELMİYOR GELİN YARINI ORUÇLU GEÇİRİP MİRAC GECESİNİ DUAYLA GEÇİRELİM Kİ İNŞAALLAH MESCİDİ AKSA,GAZZE, ŞERİA, FİLİSTİN KURTULUR
İsra suresi 1. ayet:
سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
Subhanellezi esra bi abdihi leylen minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi barekna havlehu li nuriyehu min ayatina, innehu huves semiul basir.1 subhane eksiklikten uzaktır سبح
2 llezi O (Allah) ki
3 esra yürüttü سري
4 biabdihi kulunu عبد
5 leylen gecenin bir vaktinde ليل
6 mine
7 l-mescidi Mescid-i سجد
8 l-harami Haram'dan حرم
9 ila
10 l-mescidi Mescid-i سجد
11 l-eksa Aksa'ya قصو
12 llezi öyle ki
13 barakna bereketli kıldığımız برك
14 havlehu çevresini حول
15 linuriyehu kendisine göstermemiz için راي
16 min bir bölümünü
17 ayatina ayetlerimizden ايي
18 innehu gerçekten
19 huve O
20 s-semiu işitendir سمع
21 l-besiru görendir بصر
BÜTÜN AYETLER CEBRAİL VASITASI İLE İNMİŞKEN AMENERRESULU MİRAÇ GECESİNDE VASITASIZ BİZZAT ALLAH(CC) TARAFINDAN İNDİRİLMİŞTİR İsra suresi 1. ayet:
سُبْحَانَ الَّـذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
Subhanellezi esra bi abdihi leylen minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi barekna havlehu li nuriyehu min ayatina, innehu huves semiul basir.
2 llezi O (Allah) ki
3 esra yürüttü سري
4 biabdihi kulunu عبد
5 leylen gecenin bir vaktinde ليل
6 mine
7 l-mescidi Mescid-i سجد
8 l-harami Haram'dan حرم
9 ila
10 l-mescidi Mescid-i سجد
11 l-eksa Aksa'ya قصو
12 llezi öyle ki
13 barakna bereketli kıldığımız برك
14 havlehu çevresini حول
15 linuriyehu kendisine göstermemiz için راي
16 min bir bölümünü
17 ayatina ayetlerimizden ايي
18 innehu gerçekten
19 huve O
20 s-semiu işitendir سمع
21 l-besiru görendir بصر
AYET: Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir.
Değerli kardeşlerim! Sözlükte “gece yürüyüşü, geceleyin yaya veya binekli olarak yapılan yürüyüş” anlamına gelen İsra, ıstılahta; Hz. Peygamber (sav)’in gece Burak isminde bir binitle Mekke'den Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e götürülmesi hadisesidir. Buradan Peygamber Efendimiz (sav) Mi'raca çıkmıştır.
Yine Sözlükte Mi‘râc kelimesi “yukarı çıkma vasıtası, merdiven” demektir. Terim olarak Peygamber Efendimiz (sav)’in göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. Kaynaklarımızda genellikle ele alındığı şekliyle Mi‘rac hadisesi iki safhada meydana gelmiştir.
Resulü Ekrem Efendimizin bir gece Mescid-i Harâm’dan Mescidi Aksâ’ya yaptığı yolculuğa İsrâ, oradan göklere yükselmesine Mi‘rac denilmiştir. Cenâb-ı Allah vaazımızın başında okuduğum İsrâ Sûresi’nin ilk ayetinde; Peygamber Efendimiz’in nice kudret ve azamet eserlerini görmesi için geceleyin Mescidi Aksa’ya götürülmüş olduğunu mealen şu şekilde beyan buyurmaktadır:
AYET:( İSRA 1) “Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir.” ٖذى ُسْبحا َن الَّ Noksan sıfatlardan münezzehtir.
O kudret sahibi yaratıcı ki, her türlü mükemmellikleri zâtında toplamıştır ve bütün noksanlardan uzaktır.
O Kudret sahibi Yaratıcı ki; ِم َح َرا َم ْس ِجِد الْ ِم َن الْ ْيالً ِعَ ْبِدٖه لَ ْسٰرى ب اَ Kulunu bir gece Mescidi Haram'dan yürüttü. Yani: Kâbenin kuzey tarafındaki Hicrü’lkâbe, Hicr-i İsmail ve Hatim-i Kâbe denilen mevkiden veya Hazreti Ali'nin kız kardeşi olan Ümmü Hânî (r.a.h)’nın Kâbe’nin çevresinde bulunan
evinden aldırarak, ٖذي بَا َر ْكنَا َح ْولَهُ َصا الَّ َم ْس ِجِد اْْلَقْ اِلَى الْ Çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa ya yürüttü. O zamana kadar daha başka bir mescit bulunmayan ve geçmiş bir kısım Peygamberler için bir mabet, bir vahyin iniş yeri olan o kutsal mevkiye yürüttü.
Oraya O’nu harikulade tarzda kavuşturdu, يَاتِنَا ٰ ِم ْن ا ِريَهُ ِلنُ Ta ki, ona ayetlerimizden bir kısmını gösterelim. Hazreti Muhammed (sav) Yüce Rabbimizin kudret ve büyüklüğüne şahitlik eden nice harikaları, ruhlar ve melekler âleminin eşsizliklerini görmeye muvaffak olsun. O kadar uzak mesafeleri öyle az bir zaman içinde gidip nice mübarek Peygamberlerin görünecek ruhaniyetleriyle temasta bulunsun. بَ ٖصي ُر ااِنَّهُ ُه َو ال َّسٖمي ُع الْ Şüphe yok ki, ancak O ezelî yaratıcıdır her şeyi işiten görendir. Bütün mahlûkatının sözlerini, dualarını niyazlarını işiten ve şeyi gören her şeyden hakkıyla haberdar olan O’dur. (İsra 17/1)
İşte Yüce Resulü olan Hazreti Muhammed (sav)'in de bütün yakarışlarını işiten, bütün ibadet ve itaatini görüp bilen Yüce Rabbimiz, o muhterem Resulünü öyle pek yüce bir seyahat şerefine kavuşturmuştur. Değerli Cemaat! Mukaddes geceler zincirinin halkalarından biri olan mübarek Miraç Kandiline bir kere daha kavuşmuş bulunuyoruz. Kameri takvime göre, Recep ayının yirmi altısını yirmi yedisine bağlayan gece, Miraç Gecesidir. Peygamberimiz (sav)’in hayatında önemli bir yeri olan Miraç, Allah'ın, sadece Sevgili Resulü Hz. Muhammed (sav)’e bir ihsanıdır. Miraç, maddi âlemden manevi âleme yolculuktur. Miraç, elinden geleni yaptıktan sonra tükenme noktasında Allah'ın yardımıdır. Miraç, çekilen sıkıntılara sabretmenin mükâfatıdır. Miraç, hakka ve hakikate yolculuktur. Miraç, insanın erdem yolculuğudur. Miraç, ilâhî kudreti temaşa eden Hz. Peygamber (sav)’in şahsında, insanlığın Hakka yürüyüşüdür. Miraç, zamanın ve mekânın yegâne sahibi olan Yüce Allah’ın birliğine, büyüklüğüne ve sonsuzluğuna şahitlik ediştir. Miraç, semanın katmanlarını ve Rabb’e vasıl olan yolun duraklarını aşan bir bereket yolculuğudur.
Değerli kardeşlerim! Miracı anlayabilmemiz için peygamberimizin içinde bulunduğu şartları, maddi manevi durumu bilmemiz gerekiyor. 3 yıl süren boykot, Oğulları 4 yaşındaki Kasım ve az bir zaman sonra Abdullah'ın vefatları, 41 yıl efendimizi koruyup kollayan 87 yaşındaki Amcası ve hâmisi Ebu Talib'in vefatı. 25 yıllık hayat arkadaşı Hz. Hatice vâlidemizin vefatı, İşkencelerin öncekilerden daha dayanılmaz hale gelmesi. Taif’e gitmesi ve orada 10 gün kalıp ardından taşlanarak kovulması, Mekke'ye sığınması ve ancak bir emanla girebilmesi.. Mirac Allah Teâlâ’nın sabır ve tahammülü dolayısıyla Rasülü’nü hem teselli etmek hem de ödüllendirmek için gerçekleştirdiği mucizevi olaydır.
Bu Mirac hadisesi şöyle gelişmiştir: Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Burak adlı, bizce mahiyeti bilinmeyen bir binite bindirerek, önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya gidiyor, oradan da Allahın izniyle göklere yükseliyor.
Bunun ardından “sidretü’l- müntehâ” denilen en üst makama ulaşmıştır. Bundan sonra Cebrail (a.s) sidre’tü-l münteha da kalıp Hz. Peygamber Refref adı verilen bir binekle yolculuğuna devam etti. Zaman ve mekândan münezzeh Allah’ın huzuruna kabul edildi. Ve sonrasında Sevgili Peygamberimiz şöyle beyan ediyor:
MİRAÇ GECESİNİN HEDİYELERİNDEN BİRİ TAHİYYATTIRETTEHİYYAT MİRAÇTA ALLAHIN(CC) PEYGABERİMİZLE(SAV) SELAMLAŞMASI KARŞILIIKLI KONUŞMASIDIR
Ettehiyyatü duası, miraç gecesi semaya yükseldikten sonra Cebrail A.S’ın bizzat şahit olduğu, Hz. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa Sallahu Aleyhi Vesselem’in, Allah’u Teala ile aralarında perdeler kalkarak gerçekleşen dilek ve temenni sözlerinin dile getirilmiş halidir.
Allah’u Teala, kainatı onun yüzü suyu hürmetine yarattım dediği Allah Resulü, gök sema ehlinde, onu selam vererek karşılamıştır.
Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Allah’u Teala’nın huzuruna varınca Cenab-ı Hakk’a hürmetlerini arz etmek niyetiyle
HADİS: “Allah Teâla bana: Konuş ya Muhammed! Buyurdu. Ben hayretten dona kaldım. Sonra Allah benim kalbime ilham etti.
– “Ettehıyyatü lillahi vessalavatü vettayyibatü” demiş,
Allah’u Teala O’nu karşılayıp selamlayarak
-“Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh” demiş,
Tekrar Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) konuşarak
– “Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin”
cümlesiyle Allah’ın selamına mukabelede bulunmuş ve Allah ile Peygamber Efendimiz’in bu güzel konuşmalarına şahit olan Cebrail ‘de bu manzaraya
“Eşhedü enlailahe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh” diyerek eşlik etmiştir ve böylece Ettehıyyatü duası ortaya çıkmıştır.
Hz. Peygamber Efendimiz şu şekilde buyurmuşlardır:
HADİS: “Bunu söylediğiniz zaman Allah’ın rahmeti ve bereketi gökte ve yerde bulunan her salih kula erişir.”
Ettehiyyatü duası kelime- i şehadet ile sona ermiştir.
Hz. Muhammed Efendimiz yeniden söz alıp şu sözlerle hitap etmiştir:
“Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Resulu olduğuna şehadet ederim.”
Yani burada anlaşılacağı üzere Ettehiyyatü duası Allah’ın, Peygamberimizin ve Cebrail’in ortak sözüdür. Bir başka ifadeyle Allah’ın en büyük peygamberin ve en büyük meleğin sözlerinden oluşmaktadır.
Tahiyyat yani ettehiyyatü duası iki şehadet cümlesi içinde barındırdığı için adına “teşehhüd” denilmiştir.
Tahiyyat ise Tahiyye kelimesinin çoğuludur. Tahiyye ise selam, beka, azamet, afet ve noksanlardan uzak olmak, mülk, her çeşit tazim, büyüklenmek demektir.
Ettehiyatü Duası Arapça
للهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ، اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.
Ettehiyyatü Duası Okunuşu ve Anlamı
Ettehiyyatu lillahi vessalevatu vettayibat
“Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a dır.”
Esselamu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berakatuhu
“Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.”
Esselamu aleyna ve ala ibadillahis-Salihîn.
“Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun.”
Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasuluh.
“Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir.”
Ettehiyyatü Dua’sı Nerede Okunur?
Ettehiyatü duası bütün namazların ilk ve son oturuşlarında okunur.
İslamiyet Allah’ın selamını temsil eden dindir. Bu dini yaşayanlar salihlerdir.
Cenab-ı Hak, İslamiyet ve İslamiyet’i yaşayan salihler hürmetine dünyamıza barış ve esenlik lütfetsin. Üzerimize hidayetini arttırsın ve bizi de salihlerden eylesin.
Ettehiyyatü duası, miraç gecesi semaya yükseldikten sonra Cebrail A.S’ın bizzat şahit olduğu, Hz. Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa Sallahu Aleyhi Vesselem’in, Allah’u Teala ile aralarında perdeler kalkarak gerçekleşen dilek ve temenni sözlerinin dile getirilmiş halidir.
Allah’u Teala, kainatı onun yüzü suyu hürmetine yarattım dediği Allah Resulü, gök sema ehlinde, onu selam vererek karşılamıştır.
Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Allah’u Teala’nın huzuruna varınca Cenab-ı Hakk’a hürmetlerini arz etmek niyetiyle
HADİS: “Allah Teâla bana: Konuş ya Muhammed! Buyurdu. Ben hayretten dona kaldım. Sonra Allah benim kalbime ilham etti.
– “Ettehıyyatü lillahi vessalavatü vettayyibatü” demiş,
Allah’u Teala O’nu karşılayıp selamlayarak
-“Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh” demiş,
Tekrar Peygamberimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) konuşarak
– “Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin”
cümlesiyle Allah’ın selamına mukabelede bulunmuş ve Allah ile Peygamber Efendimiz’in bu güzel konuşmalarına şahit olan Cebrail ‘de bu manzaraya
“Eşhedü enlailahe illAllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh” diyerek eşlik etmiştir ve böylece Ettehıyyatü duası ortaya çıkmıştır.
Hz. Peygamber Efendimiz şu şekilde buyurmuşlardır:
HADİS: “Bunu söylediğiniz zaman Allah’ın rahmeti ve bereketi gökte ve yerde bulunan her salih kula erişir.”
Ettehiyyatü duası kelime- i şehadet ile sona ermiştir.
Hz. Muhammed Efendimiz yeniden söz alıp şu sözlerle hitap etmiştir:
“Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in Allah’ın kulu ve Resulu olduğuna şehadet ederim.”
Yani burada anlaşılacağı üzere Ettehiyyatü duası Allah’ın, Peygamberimizin ve Cebrail’in ortak sözüdür. Bir başka ifadeyle Allah’ın en büyük peygamberin ve en büyük meleğin sözlerinden oluşmaktadır.
Tahiyyat yani ettehiyyatü duası iki şehadet cümlesi içinde barındırdığı için adına “teşehhüd” denilmiştir.
Tahiyyat ise Tahiyye kelimesinin çoğuludur. Tahiyye ise selam, beka, azamet, afet ve noksanlardan uzak olmak, mülk, her çeşit tazim, büyüklenmek demektir.
Ettehiyatü Duası Arapça
للهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ، اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.
Ettehiyyatü Duası Okunuşu ve Anlamı
Ettehiyyatu lillahi vessalevatu vettayibat
“Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a dır.”
Esselamu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berakatuhu
“Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun.”
Esselamu aleyna ve ala ibadillahis-Salihîn.
“Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun.”
Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasuluh.
“Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir.”
Ettehiyyatü Dua’sı Nerede Okunur?
Ettehiyatü duası bütün namazların ilk ve son oturuşlarında okunur.
İslamiyet Allah’ın selamını temsil eden dindir. Bu dini yaşayanlar salihlerdir.
Cenab-ı Hak, İslamiyet ve İslamiyet’i yaşayan salihler hürmetine dünyamıza barış ve esenlik lütfetsin. Üzerimize hidayetini arttırsın ve bizi de salihlerden eylesin.
Bende: ِِّبَا ُت َوا ُت َوال َّطي ِحيَّا ُت ََِّلِلِ َوال َّصلَ التَّ “Bütün tazim ve dualar, dil, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah'adır” dedim. Bunun üzerine Allah: َّّٰللاِ َوبَ َر َكاتُهُ ِ ُّي َو َر ْح َمةُ يُّ َها النَّب َ ْي َك أ ال َّسال ُم َعلَ “Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun” buyurdu. - Ben de mukabele olarak: ْينَا َو َعلَى ِعبَاِد َّّٰللاِ ال َّصاِل ِحي َن ال َّسال ُم َعلَ “Selam, bizlere ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun” dedim. -Bu manzarayı duyan Cibril: َّن ُم َح َّم ًدا َعْب ُدهُ َو َر ُسولُهُ َ ْش َه ُد أ َ ِْل َّّٰللاُ* َوأ ِلَهَ إ ْن ْل إ َ ْش َه ُد أ َ اأ “Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki; Muhammed O'nun kulu ve peygamberidir” diyerek şehadette bulundu. İşte namazlarda oturuş anında okuduğumuz, diz çöküp kemal-i edeple huzura yöneldiğimizde arzettiğimiz tahiyyat duası bu şuur ile yerine getirilmelidir. Bu hadisein ardından Rasulullah (sav) cehennemde azap gören beş sınıf kimseden şu şekilde bahsetmektedir:
HADİS:
1.Sonra bir kavim gördüm ki dudakları deve dudağı gibi ki memurlar dudaklarını kesiyorlar ve ağızlarına ateşten bir taş koyuyorlar, aşağılarından çıkıyor, -Yâ Cibrîl, bunlar kimler? dedim, -“Yetimlerin mallarını zulüm ile yiyenlerdir.” dedi.
2.Bir kavim var ki derilerinden sırım kesiliyor ve ağızlarına tıkılıyor ve yediğiniz gibi yiyiniz deniliyor ve bu onlara en iğrenç bir şey oluyor. - Yâ Cibrîl, bunlar kimler? Dedim, - Bunlar koğucular, fitneciler ki insanların etlerini yerler, ırz ve namuslarına taarruz edenlerdir.” dedi.
3.Sonra baktım bir kavim var ki önlerine en güzelinden kebaplar var, etraflarında da leşler, onlar o güzel etleri bırakıp bu leşleri yemeğe başladılar, -Bunlar kim? Ya Cebrail, dedim, bunlar zinakârlardır dedi. Allah'ın helâl kıldığını bırakırlar da haram kıldığına yönelirler,
4.Sonra baktım bir kavim var ki karınları evler gibi, bunlar Âli Fir'avnın yolu üzerinde bulunuyor. Âli Fir'avn bunları ayakları ile çiğniyorlar, -Ya Cibrîl, dedim bunlar kimler? Dedi ki bunlar karınlarında Faiz/Riba yiyenlerdir. (Buhari, Salat -1, Enbiya-5)
5.Mirac gecesinde ateşten makasla kendi dudaklarını kesenleri görüp, kim olduklarını sordum. "İlmi ile amel etmeyen âlimlerdir" dendi. [Buhari, Müslim]
Kıymetli Müslümanlar! Sevgili Peygamberimiz (sav) Miraç hadisesinden sonra üç büyük müjdeyle dönmüştür. Bu müjdeleri Abdullah b. Mesud (r.a.) şöyle anlatıyor: “…Miraçta Peygamber Efendimiz (sav)’e şu üç şey verildi:
1-Beş vakit namaz verildi. İsrâ ve Miraç olayının, Müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi hiç şüphesiz, İslâm Dini’nin direği mesabesinde olan namazdır. Namaz Mü’minlere bir Mi’raç hediyesidir. Efendimiz (sav) المؤمن معراج االصالة” Namaz Müminin Miracıdır” demiştir. Beş vakit namazını hakkıyla kılan günde 5 defa miracı yaşamaktadır. Nasıl ki Sevgili Peygamberimiz (sav) Miraç’ta, vasıtalardan arınmış olarak, Yüce Allah’la buluştu ise, mümin de namazda vasıtasız olarak doğrudan Rabbinin huzuruna çıkar, sadece O’na kulluk etme ve sadece O’ndan yardım isteme fırsatı bulur. “Geldim Allah’ım emrindeyim, işte huzurundayım, seni unutmadım, hep seninleyim.” Namaz müminler için bir göz aydınlığıdır. Namaz Müminlerin günahlarını silen onları fuhşiyata düşmekten koruyan bir ibadettir. Namaz, kulu Allah’a yaklaştıran, onun Allaha en yakın olduğu zamandır. Öyle ise, mümin günde beş vakit namazını dikkatle ve huşu içerisinde eda edecek olur ise, namaz onun için bir miraç olacak ve kul onunla Hakk’a yol bulacaktır.
2.Bakara Suresinin son kısmı (Amenerresulu) verildi. ُمْؤ ِمنُو َن ْ َوال ِ ٖه ْي ِه ِم ْن َرب ِز َل اِلَ ِ َمَٓا اُْن َم َن ال َّر ُسو ُل ب ٰ ا Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene iman etti Mü'minler de َو ُر ُسِل ٖه ِ ٖه َو ُكتُب ئِ َكتِ ٖه ٰ َو َمل ِا هّٰللِ َم َن ب ٰ ُك ٌّل ا Hepsi de Allah Teâlâ'ya ve onun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. َحٍد ِم ْن ُر ُسِل ٖه ُق َبْي َن اَ رِ نُفَ Biz Allah Teâlâ'nın peygamberlerinden hiç birisinin arasını ayırmayız َرانَ َك َربَّنَا َواَ َط ْعنَا ُغْف َسِم ْعنَا ُوا َوقَال Ve dediler ki: biz dinledik itaat da ettik) (Mağfiretini dileriz ey Rabbimiz َم ٖصي ُر ْ ْي َك ال َواِلَ Ve dönüşümüz ancak sanadır اََِّّل ُو ْسعَ َها ْفساً ِ ُف هّللاُ نَ ََّل يُ َكل Allah Teâlâ bir kimseye gücünden başkasını teklif buyurmaz َسَب ْت َما ا ْكتَ َها ْي َما َك َسَب ْت َو َعلَ َها لَ Herkesin kazandığı iyilik kendi lehinedir) (Ve kazandığı kötülük de kendi aleyhinedir َنا ْ ْو اَ ْخ َطأ نََٓا اِ ْن نَ ٖسينََٓا اَ َؤا ِخذْ َربَّنَا ََّل تُ Ey Rabbimiz Eğer unuttuk ise veya hata ettik ise bizi sorumlu tutma ْبِلنَا ٖذي َن ِم ْن قَ َّ َعلَى ال تَهُ ْ َح َمل َكَما ْينََٓا اِ ْصراً َوََّل تَ ْحِم ْل َعلَ َربَّنَا Ey Rabbimiz ve bize bizden evvelkilere yüklemiş olduğun gibi ağır yük yükleme ِ ٖه نَا ب لَ َما ََّل َطاقَةَ نَا ْ َحِ مل َوََّل تُ َربَّنَا Ey Rabbimiz Bizim için kendisine takat bulunmayan bir şey de yükleme ينَا ٰ اَْن َت َمْول ࣞ َوا ْر َح ْمنَا ࣞ نَا َوا ْغِف ْر لَ ࣞ َوا ْع ُف َعنَّا Ve bizden af buyur ve bizim için mağfiret buyur ve bizlere merhamet kıl. Sen bizim mevlamızsın. ٖري َن َكافِ ْ ْوِم ال قَ ْ فَاْن ُص ْرنَا َعلَى ال Artık kâfir olan kavim üzerine bizlere yardım et
3.Şirk Koşmayanların Affedileceği Müjdesi. İşlenen günahlardan dolayı pişmanlık duymak ve Allah’tan af dilemek, bir daha günah işlememeye azmetmek kaydıyla, Allah Teâla tüm günahları affedebilir. Bu konuda Nisâ Sûresi 48. ayette şöyle buyurulmaktadır: َم ْن يَ َشَٓا ُء ِل َك ِل َوَي ْغِف ُر َما دُو َن ذٰ ِ ٖه ْغِف ُر اَ ْن يُ ْش َر َك ب ََّل يَ اِ َّن هّللاَ Şüphe yok ki, Allah Teâlâ Yüce zatına ortak koşulmasını bağışlamaz) (Onun ötesinde olanı da dilediği kimse için bağışlar َع ٖظيماً ماً ْ تَ ٰرَٓ ى اِث ِد افْ ِا هّٰللِ فَقَ َو َم ْن يُ ْشِر ْك ب Ve her kim Allah Teâlâ'ya ortak koşarsa muhakkak pek büyük bir günah ile iftirada bulunmuş olur (Nisa-4/48.) Miraç Kandili aydınlığını fırsat bilerek çeşitli sebeplerle lekelenen kalplerimizi önce tevbe ve istiğfar ile temizlemeli, sonra da Allah sevgisi, insan sevgisi ve vatan sevgisi ile doldurarak iyi bir kul, olgun bir Mü’min olmaya gayret göstermeliyiz. Fitne, fesat, tefrika, gıybet ve iftira gibi, bizi birbirimize düşman eden kötülüklerden uzak durmalı, dargınlık ve kırgınlıkları ortadan kaldırarak kucaklaşmalı, bir olmaya, diri olmaya çaba sarf etmeliyiz. Bu kandilin ışığında Kendimizi bir muhasebeden geçirelim. ْر َح ُمو َن ُكْم تُ َّ َواتَّقُوا هّللاَ لَعَل ْصِل ُحوا بَ ْي َن اَ َخَوْي ُكْم ُمْؤ ِمنُو َن اِ ْخَوةٌ فَاَ ْ َما ال اِنَّ Mü'minler, muhakkak ki, kardeşlerdir Artık kardeşlerinizin arasını ıslah ediniz. Ve Allah'tan korkunuz. Ta ki siz rahmete nail olasınız. (Hucurat-49/10) َوََّل تََف َّرقُوا ِل هّللاِ َجٖميعاً ِ َحْب ِص ُموا ب َوا ْعتَ “Ve hepiniz Allah Teâlâ'nın ipine sımsıkı sarılınız. Ve birbirinizden ayrılmayınız, tefrikaya düşmeyiniz” Ayetlerindeki emirleri bir kere daha düşünmek suretiyle, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmeli, düzen ve huzurumuzu bozmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz. (Al-i İmran, 103.)
Değerli kardeşlerim şunu bilelim ki: ُو َن بَ ٖصي ٌر ْعَمل ِ َما تَ َو هّللاُ ب ْم ْي َن َما ُكْنتُ َو ُهَو َم َعُكْم اَ Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür. Yani: İlim ve kudret bakımından bizim bütün işlediğimiz şeyleri bilir. Ve görür. Onun için hayatımızı bu bilinç ve şuur içinde tanzim edelim. (Hadîd sûresi, 57/4) ٖذي َن ُه ْم ُم ْح ِسنُو َن َّ َوال ْوا ٖذي َن اتَّقَ َّ اِ َّن هّللاَ َم َع ال Şüphesiz Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlar ve iyilik yapanlarla beraberdir. O Kerem sahibi Yaratıcı, öyle takva sahibi, iyilik eden, sabırlı, hak yolunda cihada devam eden kullarını herhalde mükâfatlara kavuşturacaktır. (Nahl sûresi, 16/128) ِن ٖي َسيَ ْهٖدي َي َرب اِ َّن َمِع Şüphesiz beraberimdedir Rabbim ve bana yol gösterecektir. O Kerem sahibi Rabbimin yardımı, muvaffakiyeti bana yöneliktir. (Şuarâ-26/62) ََّل تَ ْح َز ْن اِ َّن هّللاَ َمعَنَا “Mahzun olma şüphe yok ki Allah Teâlâ bizimle beraberdir” yani: O Kerem sahibi mabudumuz, bizi daima koruyacak ve muhafaza buyuracaktır. (Tevbe sûresi, 9/40) Bu geceyi nasıl değerlendirelim: 1.Dua edelim: Kendimize, ailemize, çocuklarımıza, milletimize, müminlere ve mazlum kardeşlerimize dua edelim. Ana-baba duası alalım. 2.Tevbe edelim: Büyük küçük bütün günahlarımızın bağışlanması için tevbe edelim. 3.Kur’an okuyalım: Kendimiz ve mevtalarımızın ruhu için Kur’an ve meali okuyalım. 4.Namaz kılalım: Kaza veya nafile namaz kılalım. 5.Tesbih çekelim: Zikir kelimelerini söyleyelim. 6.Salatü selam getirelim: Peygamberimize salavat-ı şerife getirelim. 7.Ziyaret yapalım: Dost, yakın ve komşularımıza tebrik ziyareti yapalım. Şehit ailelerini ve hastaları ziyaret edelim. 8.İkram-yardım yapalım: Yoksul, yetim ve fakirlere maddi yardım yapalım. Çocukları sevindirelim. 9.Tebrikleşelim: Birbirimizin kandilini tebrik edelim. Dargınları barıştıralım. 10.Muhasebe yapalım: Ömrümüzün muhasebesini yapalım. Bundan sonra iyi bir mü’min olmaya, düzenli namaz kılmaya, günahlardan sakınmaya Rabbimize söz verelim. Miracımız miladımız olsun. Namaza başlamamıza vesile olsun. Rabbim nice mübarek gün ve gecelere sağlık, afiyet ve huzur içerisinde hepimizi eriştirsin. Bizleri umduklarımıza nâil, korktuklarımızdan emin eylesin. Miraç kandilinizi tebrik ediyorum. Miraç Kandilinin, ülkemiz, milletimiz ve gönül coğrafyamız için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyoru
MİRAÇ KANDİLİ
Miraç Gece Hakkında Bilgisi : Bu gece, peygamberimizin bütün insanlığı temsilen Cenab-ı Hakkın yüksek huzuruna kabulü anlamına gelen Miraç Gecesidir. Hicri Recep ayının 27 gecesinin tanık olduğu bu 'Büyük Buluşma' bizlere insanın ilahi rızaya ve desteğe ulaştığı akıl ve idraki zorlayan nice üst derecelere ulaşabileceğini gösterdiği gibi, mana aleminde yükselip ilahi rahmet ve huzura erişmenin öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlaki erdemlere yükselişten her şeyin sahibi olan Yüce Allah'a bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini hatırlatmaktadır. Bu gecede farz kılınan ve bizzat Peygamberimizin tarafından müminlerin miracı olarak nitelendiren namaz da, iç dünyamızdaki yükselişi ve arınmayı ifade eder. Miraç Kandili Nedir: Arapçada merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.v)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da on yedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.v) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında İsra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.v)'in Beytü'l-Makdis'ten Allah'a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur'an'da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır. Miraç Kandili, Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.v), Kâbe'de Hatimde ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdise getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.v) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı. Hz. Peygamber (s.a.v), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Miracla ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.v) buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah'ın huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a şirk koşmayanların Cennet'e gireceği müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve beş vakit namaz farı kılındı. Yeniden Refref ile Sidretül-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü. Miraç Gecesinin ertesi günü , Hz. Peygamber (s.a.v) ertesi günü Mirac olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.v)'i suçlamaya, alaya almaya başladılar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.v)'i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Miraç olayı inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekir, Hz. Peygamber (s.a.v)'ce "Sıddık" lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir olayı kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğini soran müşriklere "O söylüyorsa şüphesiz doğrudur" cevabını vermişti. Ahad hadislere dayansa da Miraç olayının gerçekliğinde tüm müslümanlar birleşmişlerdir. Ancak olayın gerçekleşme biçimi İslam bilginleri arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu bazı bilginlere göre Miraç olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük çoğunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşü savunanlar da Mirac'ın yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır. Sonraki Kelamcıların büyük çoğunluğuna göre miraç olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir. Miraç olayının gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir.
https://www.youtube.com/live/a_AEMHbofd4
İSRA, VE MİRAÇ Yüce Allah son peygambere, kendisini destekleyen yakınlarının vefatı ve Tâifliler’in eziyetlerinin ardından, mânevî âlemlere seyahat etme mazhariyetini lutfetti. Bir gece Hz. Peygamber Cebrâil eşliğinde Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürüldü; oradan da yine Cebrail ile birlikte Sidretü’l-müntehâ adı verilen yüce makama yükseltildi. Bundan sonra Hz. Peygamber zaman ve mekân sözkonusu olmaksızın Yüce Allah’ın huzuruna çıkartıldı. Bu mucize ile İslâm’ın, on yıldan beri mahsur kaldığı Mekke şehrinden çıkıp uzak mekânlara ve ülkelere yayılacağının işareti verilmekteydi. Çünkü Rasûl-i Ekrem bu mânevî seyahatinde, kendi döneminde ve bugün mensupları bulunan veya bulunmayan diğer semavî dinlerin peygamberlerine imamlık yaparak namaz kıldırmıştı. “İsrâ ve mi‘rac” diye isimlendirilen seyahatin Mescid i Harâm’dan Mescid i Aksâ’ya kadar olan birinci kısmı (isrâ) bu adla nâzil olan on yedinci sûrenin ilk âyeti, mi‘rac ise Necm sûresinin ilk âyetleri (53/1-18), ayrıca birçok hadis rivayetiyle sabittir. Mi‘rac hadisesinin hicretten bir yıl önce Receb ayının 27. gecesi gerçekleştiği kabul edilmektedir. Mi‘rac, Hz. Peygamber’in maneviyatını yükseltmiş, mü’minlerin imanını kuvvetlendirmiş, müşriklerin ise düşmanlıklarını arttırmıştır. Hz. Peygamber bu olayı Mekkeliler’e anlattığı zaman onlar gerçek dışı bulup inkar etmişler, Hz. Peygamber’e Kudüs ve Mekke’ye dönmekte olan bir kervanın yeri hakkında sorular sorup doğru cevap almalarına rağmen inkârlarını sürdürmüşlerdir. Müşrikler alaylı bir şekilde olayı Hz. Ebû Bekir’e de anlatıp onu zor durumda bırakmak istemişlerse de o: “Bu söylediklerinizi Muhammed mi anlatıyor? O söylüyorsa doğrudur” diyerek tasdik etmiş ve böylece “Sıddîk” lakabını almıştır. Bu gece beş vakit namaz farz kılınmış, Bakara sûresinin son âyetleri (el-Bakara 2/285-286) indirilmiş, Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi verilmiştir. Bu gece ile ilgili olan İsrâ sûresinde emredilen şu prensipler İslâm’ın bazı hususlardaki temel yaklaşımını göstermesi bakımından önemlidir:
1- Allah’tan başkasına kulluk etmemek,
2- Ana-babaya iyi davranmak,
3- Akrabaya,yoksula, yolda kalmışa hakkını vermek,
4- Cimri olmamak ve israf etmemek,
5- Yoksulluk endişesi ile çocukları öldürmemek,
6- Fuhuş ve zinaya yaklaşmamak,
7- Cana kıymamak,
8- Yetim malına el uzatmamak,
9- Verilen sözü yerine getirmek (ahde vefa),
10- Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat etmek,
11- Hakkında bilgi sahibi olunmayan bir konunun peşine düşmemek
12- Yeryüzünde gurur ve kibirle yürümemek, büyüklük taslamamak (el-İsrâ 17/22-29).
AMENERRASULÜ NASIL İNDİRİLDİ?
"Bu iki âyet “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir." (Müslim, İman 279)
Diğer rivayetler şöyle geçmektedir:
Ayetlerin iniş sıraları hakkındaki rivayetler farklılık gösterebilmektedir. bir rivayette, Bakara Suresi'nin son iki âyeti Cibrîl vasıtasıyla nazil olmamış, Resulullah bunları Mirac gecesinde vasıtasız olarak işitmiştir.
Bundan dolayı Bakara Sûresi Medine devrinde nazil olmuştur, ancak o takdirde bu iki âyet müstesna olarak daha önce nazil olmuş, demektir. Bununla beraber bir başka rivayette, "Bunlar da Medine'de Cibrîl ile nazil oldu." demişlerdir. (bkz. Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili, Bakara Suresi 286. ayetin tefsiri)
Hasan ve Mücahid ile İbn Sirin'den, bir rivayette de İbnü Abbas'dan naklen anlatıldığına göre, Bakara suresinin bu son iki âyeti Cibrîl vasıtasıyla nazil olmamış, Resulullah bunları Mirac gecesinde vasıtasız olarak işitmiştir
el-Vahidi de Mukatil b. Süleyman’dan naklen bu son iki ayetin Miraç gecesinde vasıtasız olarak Hz. Peygambere nazil olduğunu belirtmiştir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri).
AMENERRESULUNUN MANASI"Bu iki âyet “Âmene’r-Rasûlü” ismiyle meşhur olmuştur. Peygamberimiz’e Miraç gecesi vahyedilmiştir." (Müslim, İman 279)
Diğer rivayetler şöyle geçmektedir:
Ayetlerin iniş sıraları hakkındaki rivayetler farklılık gösterebilmektedir. bir rivayette, Bakara Suresi'nin son iki âyeti Cibrîl vasıtasıyla nazil olmamış, Resulullah bunları Mirac gecesinde vasıtasız olarak işitmiştir.
Bundan dolayı Bakara Sûresi Medine devrinde nazil olmuştur, ancak o takdirde bu iki âyet müstesna olarak daha önce nazil olmuş, demektir. Bununla beraber bir başka rivayette, "Bunlar da Medine'de Cibrîl ile nazil oldu." demişlerdir. (bkz. Elmalılı, Hak Dini Kuran Dili, Bakara Suresi 286. ayetin tefsiri)
Hasan ve Mücahid ile İbn Sirin'den, bir rivayette de İbnü Abbas'dan naklen anlatıldığına göre, Bakara suresinin bu son iki âyeti Cibrîl vasıtasıyla nazil olmamış, Resulullah bunları Mirac gecesinde vasıtasız olarak işitmiştir
el-Vahidi de Mukatil b. Süleyman’dan naklen bu son iki ayetin Miraç gecesinde vasıtasız olarak Hz. Peygambere nazil olduğunu belirtmiştir. (bk. Razi, ilgili ayetin tefsiri).
اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ۜ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه۪۠ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَص۪يرُ
Amener resulu bima unzile ileyhi min rabbihi vel mu'minun, kullun amene billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulih, la nuferriku beyne ehadin min rusulih, ve kalu semi'na ve ata'na gufraneke rabbena ve ileykel masir.
BAKARA (285)
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."
BAKARA (286)
BAKARA (286)
Allah, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazla yük yüklemez. Herkesin yaptığı iyilik lehine, kötülük de aleyhinedir. "Rabb'imiz! Unutur veya yanlış yaparsak, bizi sorumlu tutma. Rabb'imiz! Bize daha öncekilere yüklediğin gibi zor şeyler yükleme. Rabb'imiz! Bize gücümüzün üzerinde bir sorumluluk yükleme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Sen, Mevlamız'sın. Kafirlere karşı bize yardım et.
لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ
La yukellifullahu nefsen illa vus'aha leha ma kesebet ve aleyha mektesebet rabbena la tuahızna in nesina ev ahta'na, rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezine min kablina, rabbena ve la tuhammilna ma la takate lena bih, va'fu anna, vagfir lena, verhamna, ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin.
لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَس۪ينَٓا اَوْ اَخْطَأْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْراً كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه۪ۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ
La yukellifullahu nefsen illa vus'aha leha ma kesebet ve aleyha mektesebet rabbena la tuahızna in nesina ev ahta'na, rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezine min kablina, rabbena ve la tuhammilna ma la takate lena bih, va'fu anna, vagfir lena, verhamna, ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder